HAMBURGER ÇILGINLIĞI
Hamburger kültürü sanayileşme ile paralel olarak ortaya çıkmıştır. Hamburgerin ona getirdiği aşama ise, toplumun yabancılaşma derecesine bağlıdır. Hamburgerini iştahla yiyen tüketici, yine hamburgerinin geçtiği sürecin bir ürünüdür. Ekonominin öncelikleri, yemeği “gıda maddeleri ürünü”ne çevirmiştir ve yemek için zamanımızı ve hayal gücümüzü çalmıştır. Araya sıkıştırılan fast-food sadece bir espri değil; “neşeyle yemek” bu hayata tutunmak isteyen birisi için aynı zamanda bir ihtiyaçtır. Üretim için zaman eşittir para ise, tüketim için de zaman eşittir boş vakit, tatil olmuştur. Boş vakit ise yemek pişirmeye harcanamayacak kadar değerlidir. (!)
Mc Donalds da hamburger atıştırmakla vaktimizin artacağını vurguluyor. “Bu şekilde zamanı kazanırsınız ve başka şeyler için akıllıca kullanabilirsiniz: Küçük alışveriş turu, bir işinizi halletmek, parkta yürüyüş yapmak veya kitap okumak.”
Acaba yemek yapmak hepsinden değerli değil mi? Emek ve zaman harcayarak yapılan yemeğin daha lezzetli ve besleyici olduğunu biliyoruz. Sonra sofrada yemeği uzun vakte yayarak yemenin avantajları da çoktur. Yemeği belli saatlerde, sakin sakin oturarak, sofra kurarak yemek önemlidir. Yemek saati daima günün önemli anlarından biri olmalıdır; bu durumda günde 2-3 mühim zaman dilimi yaşanmalıdır. En iyisi de yemeği aile efradıyla ve sevdikleriyle yemelidir. Başkalarıyla birlikte yemek daima iştah açar ve mutluluk verir.
İyi çiğneme şart
Sofraya oturulduğunda sohbet ve muhabbet içinde yenen yiyecekler iyice çiğnenir. Hamburgerde vakit kıtlığından böyle olmayabilir.
Halbuki çiğneme, sindirimin temel evrelerinden biridir:
- Tükürük salgısını artırır; tükürükte amilaz gibi, nişastanın sindirilmesini başlatan enzimler vardır.
-Diş etlerine masaj yapar, bu da dişeti çekilmesini önler.
- Kokuların burun deliklerine ulaşması için zaman sağlar; bu da yemek kokularının daha iyi algılanmasına yardımcı olur.
Yavaş ve iyi çiğneyerek yemek, harbonhidratlı gıdaların (hububat, bakliyat, tatlı meyveler, şekerli, unlu, pekmezli, ballı yiyecekler) sindirimi ağızda tükürükle başlar, bu yiyecekler çok iyi çiğnenmeli ki tükürükle iyice karışmış olsun.
Fast-food çocuklara zararlı
Bir araştırmaya göre hamburger, puding ve çikolatayı bir arada değerlendiren çocuklardaki tatlı, fast-food bağımlılığı, aşırı tadlandırılmış çocuk mamalarının doğrudan bir sonucu. Sözgelimi çocuk çayları yüzde 90 oranında şekerden oluşuyor ve bir reklam sloganına göre “hoşnutluk ve deliksiz bir gece uykusu”sağlıyor. Yani şeker sakinleştirici olarak kullanılıyor.
İşte fast-food, bu sakinleştiricinin devamı olarak fonksiyon görüyor ve çocuklarca tercih ediliyor. Halbuki çocuk sağlığını ciddi biçimde tehdit eden menülerdir bunlar.
Fast-food menülerinde vitamin yüklü sebze ve meyve yerine şekerli meşrubatlar sunuluyor, bu da çocukların gelişimi ve sağlığıyla oynanması demek.
Hamburger’in eti
Mc Donalds etlerini sığır çiftliklerinden elde ediyor. Bu çiftliklerde ise sığırlar hormon, antibiyotik ve trankilizan (yatıştırıcı) ilaçlarla şişiriliyor. Ayrıca karmaşık çapraz döllenme yöntemleriyle süper hayvanlar ortaya çıkararak hayvanların doğallığıyla oynuyorlar. Hedef sadece en kısa zamanda en çok et veren cinsler üretmek. Geniş hacimli iskelete sahip, çok çabuk kilo alabilen cinslere önem veriliyor ve yapay olarak döllenme gerçekleştiriliyor. Spermleri alınan, yüksek verimli kuşakların babaları olan damızlık boğalar, hayatları boyu bir inek görmüyorlar. Onlar sadece ahırlarına bağlı yaşayan sperm bankalarıdır. Günde sadece 20 dakika, o da zincirlerle bağlı olarak ahırdan çıkabiliyorlar.
Patates’in değeri
Hamburger derken vazgeçilmez birlikteliği olan patatesten de söz etmek gerekir.
Patates, Avrupa’da 18. yüzyılda görülmeye başlandı. Önce üreticiler burun kıvırdıysa da sonradan patates moda oldu. Çaprazlamalar sonucu devreye sokulan seleksiyon süreciyle çok ürün veren ve kuru madde miktarı yüksek olan türünden milyonlarca ton üretilir oldu.
Halbuki patates kan şekerini en çok yükselten gıdalardan biridir, hattâ bu konuda şekeri bile geçer.
Ayrıca patatesin çok düşük bir besin değeri vardır; kan şekerini yükseltici etkisinin dışında, içindeki vitaminler, mineraller ve oligo-elemenler de göz ardı edilebilecek miktardadır; çünkü bunların hepsi kabuk civarında bulunur, dolayısıyla patatesin kabuğu soyulunca doğal olarak besleyiciliği atılmış olur.
Kan şekeri düşmesi tehlikesi
Bir çok bilim adamına göre, endüstriyel besinlerden çoğu, nikotin ve alkol gibi, vücutta bağımlılığa yol açıyor. Bu teorilerin çıkış noktası ise hipoglisemi, yani kanın şeker seviyesinin hastalık derecesinde düşük olması.
Vücudun bol karbonhidratlı fast-food ürünleriyle bombardımanı, pankreasın aşırı miktarda insülin salgılamasına sebep oluyor. Bir vücut içi hormon olan insülin, şekerin parçalanıp emilmesini sağlar.
Zamanla pankreas, vücudun şeker baskınına uğramasına öylesine alışıyor ki aşırı insülin üretimi kronikleşiyor. Şeker normaldekinden çok daha kısa sürede parçalanıyor. Böylece hasta normal dozajda şeker aldığında insülin bu şekeri anında “yutuyor” ve kan şekeri seviyesi müthiş düşüyor. Müthiş bir açlığın titreme, terleme ve konsantrasyon bozukluklarının eşlik ettiği “hipoglisemik şok” esnasında bağımlı, vücuttaki yüksek derecedeki insülini nötrlemek için hamurlu tatlılara, şekerli yiyeceklere yöneliyor.
Hipoglisemi, davranış bozukluklarına ve suç davranışlarına da yol açabiliyor. Solgunluk, çarpıntı, terleme, titreme, ansızın bastıran açlık duygusu ortaya çıkıyor.
Şişmanlık tehlikesi
Tabi, hamburgerin esas zararı şişmanlatıcı özelliğidir. Türkiye’de yüzde 11-30 arasında görülen şişmanlığın çocuklukta önlenememesi, erişkin yaşta şeker, kalp ve damar hastalıklarının başlamasına sebep olmaktadır. İşte yüksek kalorili gıdalar ve özellikle okul çağında “fast-food” türü besinler ve kolalı içeceklerin aşırı tüketilmesi, şişmanlığın oluşumunu kolaylaştırmaktadır.
New Scientist dergisinin 1 Şubat sayısında yayımlanan bu konudaki geniş haberde şöyle deniyor:
“Fast-food yiyecekler ile ev yemekleri arasındaki en önemli fark, içerdikleri kalori ve bir öğün içindeki yağ miktarıdır. Normal bir yetişkinin bir günde 2.800 kalori ve 93 gram yağ alması gerekirken fast-food tarzı beslenmede bir öğün köfte + kızarmış patates, içecek ve tatlı, bir günde alınması gerekenin tümünü kapsıyor.”
Sabah ve akşam yemeklerini de katarsak, insanlar çok miktarda yağ ve kalori almış oluyorlar.
Sonuç alınıyor
Bütün dünyada sağlıksız fast-food beslenme tarzı yerine, sağlıklı yiyecek ve içeceklere yöneliniyor.
Mc Donalds, Latin Amerika ve Orta Doğu başta olmak üzere yüzlerce restoranını kapattı. Coca-Cola’nın durumu da parlak değil. Yeni Zelanda’da fast-food türü gıda reklamları yasaklandı.
29 Mart 2008 Cumartesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder