AFFETMEYİ BİLENLER DAHA SAĞLIKLI
Amerikalı bilim adamlarına göre, affetmesini bilen insanlar hem ruhen hem de bedenen daha sağlıklı...
Stanford Üniversitesi nde görevli bilim adamı Frederic Luskin ve ekibi, San Francisco kentinde oturan 259 kişi üzerinde araştırma yaptı. Denekleri 6 kez 1,5 saatlik oturumlara çağıran bilim adamları, bu oturumlarda katılımcıların affetmeyi öğrenmesini sağladılar.
Araştırma çerçevesinde kötü anılarını konuşarak paylaşan denekler,daha sonra kendilerine zarar veren kişileri canlandırarak içlerinden onlarla konuştular.
Kendilerine zarar veren kişileri affeden katılımcıların çoğu, deney sonrasında daha az acı duyduğunu belirterek, stresten kaynaklanan sırt ağrısı, uykusuzluk ve mide ağrısı gibi ruhsal ve fiziksel belirtilerin de önemli ölçüde azaldığını kaydetti.
Deneklerin çoğu, gelecekte meydana gelebilecek benzer olaylarda tekrar affetmeye hazır olduğunu da söyledi. Deney için, fiziksel ya da cinsel şiddete maruz kalanlar değil, hakarete uğrayan kişiler seçildi.
www.hekimce.com
10 soruda kalp hastalarının takibi
Kalp hastalarını sürekli takip altında tutmak gerekiyor. Özelikle de kalp krizi geçiren hastaları.
- Kalp hastaları neden takip edilmeli?Bunun nedeni, enfarktüs ve by-pass sonrası hastalarda ritim bozukluklarının gelişebilmesi. Aritmi denilen bu sorun, kalp sağlığı bozuk olan hastaların yüzde 65'inin ölümüne yol açıyor. İşte bu noktada hastaların takibi çok önemli.2- Kalp krizi geçirenlerin takibiKalp krizi, dünyada en önemli ölüm nedenlerinden birini oluşturuyor. İstatistiklere göre, her yıl 17 milyon kişi kalp krizinden yaşamını yitiriyor, milyonlarca insanın da yaşam kalitesi düşüyor. Acıbadem Hastanesi Kardiyoloji Bölüm Başkanı Op. Dr. Nuri Çağlar, ülkemizde de ölümlerin yarısının kalp ve damar hastalıkları sonucu ortaya çıktığına dikkat çekiyor. Türkiye, bu oranla Avrupa ülkeleri arasında, kalp haslalıklarına bağlı ölümlerde kadınlarda birinci, erkeklerde ise beşinci sırada.3- Kalp hastalıkları kadınlarda farklılık gösteriyor mu?Kalp hastalıkları özellikle menopoz sonrası kadınlarda çok yaygın görülüyor. Uzmanlara göre, damar sertliği ve kalp hastalıkları her iki kadından birinde ortaya çıkıyor. Üstelik kadınların kalp krizi öncesi ve kalp krizi sırasındaki belirtileri erkeklerden daha farklı. Yeni bir bilimsel çalışmaya göre, kalp krizi öncesi kadınların sadece yüzde 30'u göğüs ağrısından yakınıyor. Yorgunluk, uykusuzluk ve nefes darlığı, kadınlarda en sık rastlanan kalp krizi öncesi belirtiler.4- Kalp krizinin belirtileri neler?Dünyada ve ülkemizde en başta gelen ölüm nedeni kalp krizinin uyarıcı işaretleri bulunuyor. Bu belirtileri şöyle sıralayabiliriz: Göğüs kafesinin orta bölgesinde birkaç dakikadan uzun süren baskı, sıkışma, ağırlık ve huzursuzluk hissi. Omuzlara, boyun bölgesine veya kollara yayılan göğüs ağrısı... Baş dönmesi, baygınlık, bayılma, bulantı, soğuk terlemenin eşlik ettiği göğüs kafesi şikayetleri.5- Peki kalp hastalıklarının takibi mümkün mü?Evet tıp teknolojisindeki yenilikler sayesinde artık bu mümkün. Örneğin Acıbadem Sağlık Grubu tarafindan kurulan Kalp Sağlığı Hattı amaçla geliştirilmiş bir sistem. Bu teknolojik takip sistemi sayesinde kalp krizi ve by-pass geçirenler, hastalığa genetik yatkınlığı olanlar ve mesleği gereği yüksek stres altında çalışanlar kontol altında tutulabiliyor. Amaç, taşınabilir cihazlar aracılığıyla kardiyak riski taşıyanlara hızlı tanı ve anında tedavi olanağı sağlamak.6- Hasta takibi nasıl yapılıyor? Kalp Sağlığı Hattı hizmetinden yararlanırken önce doktor muayenesinden geçiyorsunuz. Yapılan kontroller sonucunda, doktorunuz tarafından, size uygun, taşınabilir boyutta küçük bir EKG cihazı seçiliyor. İşte bu cihaz sayesinde kardiyoloji raporları, bulunduğunuz her yerden Kalp Sağlığı Çağrı Merkezi'ne bir telefon aracılığıyla görüntüleniyor. Kardiyoloji uzmanları ve hemşirelerin hizmet verdiği bu sistemde raporlarınız internet üzerinden, doktorunuza verilen bir şifreyle, online olarak görüntülenebiliyor.7- Kimler yararlanabiliyor?Kalp hastaları, tıbbi tedavi görenler, stent takılan ve by - pass yapılan hastalar, kalp kapak hastaları ve diğerleri, ailesinde hastası olanlar, risk faktörü taşıyan sağlıklı yetişkinler, mesleki risk taşıyan üst düzey yöneticiler, pilotlar, gemi kaptanları özel meslek grupları, kilo fazlası olan kişiler, diyabet ve hipertansiyon hastaları, sigara ve alkol bağımlıları, lipit pro yüksek olanlar, 40 yaş üzeri kalp sağlığını takip etmek isteyen yetişkinler bu hizmetten yararlanabiliyor.8-Riskli bir durumda ne yapılıyor?Kalp Sağlığı Hattı özellikle riskli ve acil durumlar için oldukça gerekli sistem. Acil durumda Kalp Sağlığı Çağrı Merkezi'ne ulaşarak, doktorunuzla doğrudan bağlantı kurmanız sağlanıyor. Gerekiyorsa ambulans gönderiliyor ve acil servise transferiniz gerçekleştiriliyor. Geçmiş şikayetleriniz, risk faktörleriniz, kullandığınız ilaçlar, gönderdiğiniz tüm sinyallerden oluşan EKG raporlarınız dosyanızda saklandığı için, acil servise ulasana kadar yapılması gerekenler önceden belirlenmiş oluyor. Bu şekilde gecikmelerden kaynaklanan olumsuzluklar ortadan kalkıyor.9- Avantajları neler?Tanı konulmasında ve hastaneye ulaşımdaki gecikmeleri ortadan kaldırmak en önemli avantajlarından biri. Bunun yanı sıra yalnız yaşayan kalp hastalarının can güvenliğini sağlamak, ani rahatsızlıkların vereceği zararları azaltmak ve kalp krizi sonrası hastaneye yatış süresini kısaltmak da sağladığı diğer avantajlar arasında.10- Kalp hastalıklarından nasıl korunmalı?Dr. Nuri Çağlar, yaşam alışkanlığınızı değiştirerek kalp krizi riskini önemli ölçüde azaltabileceğinizi belirtiyor. Kalp hastalığı riskini engellemek için sigara ve stresten uzak durmak, düzenli egzersiz yapmak, sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazanmak, ideal kiloyu korumak şart. Tabii ki düzenli doktor kontrolünü de unutmamanız gerekiyor.Kaynak:formsante
BEYNINIZI ZINDE TUTUN
Yaşımız ilerledikçe meydana gelen hafıza kayıpları, sistemin dolmaya başlaması tarzında izah ediliyordu. Bugün aynı zamanda hafıza kapasitemizin ancak bir bölümünü kullandığımızı, eğitimle bu kapasiteyi arttırabileceğimizi, kayıpları yine eğitimle ve tekrar ile azaltabileceğimizi ve yavaşlatabileceğimizi biliyoruz. Buna rağmen yaşlanmayla sinir sistemimiz, önceki yıllara nazaran biraz daha yavaş ve biraz daha dalgalı çalışmaya başlıyor.
Ancak isimleri hatırlayamama, beyninizin zengin, sağlıklı bir iletişim ağına sahip olduğunun da bir göstergesi olabilir. Çünkü bu bağlantılar birbirleriyle yarışmaya girmekte ve bazıları baskılanabilmektedir.
Her halükarda yaş ilerledikçe beynimizin fiziksel olarak yıprandığı da bir gerçek. Ayrıca yaşlandıkça beynimiz daha yavaş çalışıyor, sinir hücreleri (nöronlar) zayıflıyor ve ölüyor. Bilim adamları, hayata ihtiyacımızdan daha fazla nöronla başladığımızı, beynimizde hücrelerin, birbirlerini takviye edebilecek şekilde sıralar oluşturduğunu ve savaşta askerlerini kaybeden fakat çarpışma için yeni gruplar oluşturabilen bir ordu gibi davrandığını söylüyorlar. Bu durum ise “beyin rezervi” olarak adlandırılıyor.
Uzmanlar, beyinde saklı tutulan mevcut hafızamızın yaşlandıkça önemli miktarlarda kaybolmadığını, bunun yerine yeni bilgileri depolayan beyin yapılarının yaş ilerledikçe zayıfladığını bildiriyorlar. Örneğin bilgilerin saklanması için asetil kolin adlı maddeyi üreten bazal ön beyin normal yaşlanma süreci içinde hücrelerinin yarısını kaybedebilmektedir.
YAŞLANDIKÇA NELER KAZANIRIZ?
Yaşlanma hepten kötüye gidiş anlamına gelmiyor. Nice yaşlı kişiler gençleri alt edebilecek yeteneklere sahipler. Yaşlı beyinler daha geniş bir kelime haznesine, yazılı metinleri daha iyi anlama ve olayları daha geniş açıdan yorumlayabilme özelliğine sahipler.
Johns Hopkins Üniversitesi Tıp Fakültesi Geriatri Nörolojisi Doçenti Claudia H.Kawas, “80 yaşındaki bir gruba belirli bir günde bir numaraya telefon açmalarını söyleyin. Bunlar bu işi gençlere göre çok daha iyi becereceklerdir. Çünkü yapılacak işlerin listesini tutmak gibi daha etkin stratejiler geliştirmişlerdir kendilerine göre” diyor. Kawas yaşlanmayı “uyum kaybı” olarak tanımlıyor ve ilave ediyor: “Görevlerinizi başarabilecek yeni yaklaşımlara uyum sağlayabildiğiniz ölçüde, başarılı bir yaşlısınız.”
Beynimizin 1 cm3’de, bir trilyon bağlantılı, 100 milyar nöron bulunmakta ve bu nöronlar arasında her bir saniyede 10 milyon x milyar kere uyarı gerçekleşmektedir. Tüm bunlar 1300 gramdan daha hafif, sınırsız kompleks bir kimyasal fabrikayı oluşturmaktadır. Bu fabrika içerisinde hücreler arası bağlantılar ve etkileşimler ve bu etkileşimi sağlayan kimyasal maddeler hafıza sistemimizin temelini teşkil etmektedir.
NORMAL VE ALZHEİMER’Lİ BEYİN:
Yapılan bir çalışmada her üç kişiden ikisi yaşlanmayla birlikte meydana gelen doğal hafyza kaybının farkına varamamaktadır. Ve yine bir çoğumuz seyrettiğimiz filmdeki oyuncuların isimlerini hatırlayamama veya bazen arabayı parkettiğimiz yeri unutma gibi belirtilerle başlayan ve sinsice ilerleyerek entellektüel yeteneklerin kaybı şeklinde karşımıza çıkan Alzheimer hastalığının farkına varmayız.
Uzmanlar bu iki durum arasındaki ince çizgiyi şu şekilde belirtiyorlar: Anahtarları bıraktığınız yeri unutmanız önemli değil. Fakat onları bulduğunuzda oraya koyduğunuzu hatırlamıyorsanız bir problem var demektir. Veya annenizin pişirdiği pastayı size ikram etmeyi unutması önemli değil. Fakat pasta yaptığını unutması durumunda alarm zili çalıyor demektir.
Sinir hastalıkları uzmanları herhangi bir yaşta sağlıklı bir beyin için şu önerilerde bulunuyorlar:
Daha az yiyin. Beynimiz, tüm vücut dokuları gibi kalori yakıyor. Hücrelerimiz daha az kalori yakarak DNA veya mitokondrimizi (hücre içinde enerji üreten küçük mutfaklar) hasara uğratan serbest oksijen radikalleri olarak adlandırılan zararlı maddeleri daha az üretecektir.
Zararlı maddelerden uzak durun. Aşırı alkol ve ilaç bağımlılığı beyin hücreleri için zararlı olmaktadır.
Kendinizi geliştirin. Yeni yetenekler kazanmak ve hafızanızı canlı tutmak için zihinsel egzersizler yapmak (bulmaca çözme, şiir gibi belirli metinleri hatırlama, vb.) beyin hücreleri arasındaki bağlantıları artırmaktadır.
Kendinize daha fazla güvenin. Kendinizi başarılı olacak şekilde planlayın. Kendi hayatınızı kontrol altında tuttuğunuza inanıyorsanız beyin kimyanız da düzelecektir.
Antioksidanlı maddeler alın. E ve C vitaminleri, toksik serbest radikalleri parçalayarak sinir hücrelerinin hasarını önleyebilmektedir.
www.hekimce.com
30 Mart 2008 Pazar
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder