30 Mart 2008 Pazar

ALİ ÇANKIRILI alicankirili@hotmail.com Çocuk eğitiminin temel sorunları üzerine.

Röportaj: Akın Dindar

Her anne babanın en büyük arzusu çocuklarını en iyi şekilde yetiştirmektir. Onlara en ideal eğitimi vermek ve mutlu bir hayat yaşamaları için gerekli imkanları sunmaktır. Bu çerçevede Sağlık Yolu olarak, pedagog Ali Çankırı ile görüştük. Çocuk eğitimi ile ilgili merak edeceğiniz bir çok soruyu yönlendirdiğimiz Çankırılı, şu cevapları verdi:
- Anne babalar çocuklarla doğru iletişim kurmak için nasıl davranmalı?
- İletişim, karşılıklı konuşma demektir, diyalog demektir. Anne babalar çocuklara da söz hakkı tanımalı, onların duygularını ve tepkilerini dile getirmelerine izin vermelidir. Halbuki çoğu ailelerde büyükler konuşur, küçükler dinler. Çocukların söze karışması ayıp sayılır. Bu ailelerde iletişimden söz edilemez.

- Çocuklara okuma alışkanlığı kazandırmanın yolları nedir? Anne babalara bu konuda düşen görevler nelerdir?
- Sizin de ifade ettiğiniz gibi, okuma bir alışkanlıktır. Çocuk çoğu alışkanlıklarını büyükleri taklit ederek kazanır. Eğer anne baba okumuyorsa, çocuğa oku demeleri fazla bir anlam taşımaz. Anne baba, okul öncesinde, resimli masal kitapları almalı, çocuğa bu masalları okumalı, sonra çocuktan resimlere bakarak aynı masalı anlatmasını istemelidir. Uykudan önce masal okumanın da çocuklara okuma alışkanlığı kazandırmada etkili olmaktadır.
TEK ÇOCUK PROMBEL Mİ?
- Bazı kitaplarda tek çocuk problemli gösteriliyor. Siz de bu görüşe katılıyor musunuz?
- Tek çocuk problemli olur diye bir genelleme yapamayız. Mutsuz bir ailede çok kardeşli bir çocuk da pek ala problemli olabilir. Tek çocuk ne zaman problemli olur? Haklı istekleri ve ihtiyaçları dışında her dediği yapılır, sınır konmaz, şımartılırsa. Arkadaş edinmesine, sokağa çıkmasına, yaşıtlarıyla oynamasına fırsat verilmezse. Çocuk ben merkezcilikten kurtulamaz. Paylaşmayı, yardımlaşmayı, kurallara uymayı, olaylara başkasının gözüyle bakmayı, yani sosyalleşmeyi öğrenemez. Ancak bu şartlarda tek çocuk problemlidir diyebiliriz.

- Çocuklarımızı televizyonun olumsuz etkilerinden nasıl koruyabiliriz? Çocuk ne kadar süre televizyon izlemeli?
- Televizyon çocuğu olumsuz etkiliyor demek önyargılı bir yaklaşım olur. Aynı şey bilgisayar ve internet için de geçerlidir. Önyargılı bazı anne babalar, çocuklarına televizyon izlemeyi ve bilgisayar kullanmayı yasaklayarak çocuklarını bu cihazların zararlı etkilerinden koruduklarını düşünmektedir. Böyle yapacaklarına faydalı çocuk programlarını izlemelerine izin verseler, bilgisayarı herkesin görebileceği bir yere mesela oturma odasına koyarak belli bir süre için internetin faydalı yönlerini kullanmasına izin verseler daha doğru olur. Böylece çocuklar kendi kendilerini kontrol etmeyi, anne babaları yokken de kurallara uymayı öğreneceklerdir.

- Çocuklarda görülen depresyon belirtileri ve nedenleri nedir?
- Çocukların fiziksel sağlığı için iyi beslenme ne kadar önemli ise, ruhsal sağlığı için sevgi, ilgi, şefkat ve güven duygusu o kadar önemlidir. Anne babası ve aile büyükleri tarafından sevilen, korunan, adam yerine konan, sevincine ve üzüntüsüne ortak olunan bir çocuk kendisini değerli hisseder, öz güven duygusu güçlenir, kendisiyle ve başkalarıyla geçimli olur. Böyle bir çocuğa ruh sağlığı yerinde olduğu için depresyona girmez. Ancak sevildiğinden emin olmayan, adam yerine konmayan, şiddet ve baskıya maruz kalan bir çocuk kendisini aşağı ve değersiz görür. Okul başarısında düşme, baş ve karın ağrısı şikayetleri, karanlıktan ve yalnız kalmaktan korkmalar, iştahsızlık, uyku bozukluğu, aşırı alınganlık, saldırgan davranışlar depresyon belirtileri olabilir.

- Çocuklarda iştahsızlık, aşırı mızmızlık gibi şikayetlerde anne baba ne yapmalıdır?
- İştahsızlığa çoğu zaman annelerin beslenmeyi aşırı önemsemeleri sebep olmaktadır. Bir lokma fazla yedirmek için çocuğun ağzına zorla yemek tıkıştırıyorlar. O da ya doyduğu için ya da dikkat çekmek ve anneyi kendisiyle meşgul etmek için nazlanır, mızmızlanır, yemek seçer hale gelir. Anne babalar, özellikle anneler, çocuklara yemek konusunda ve tuvalet eğitiminde aşırı ısrarcı olmamalı, çocuğun bunu kullanmasına fırsat vermemelidir.

- Çocukları çalma eğilimine iten nedenler nedir?
- Anne babaların aşırı disiplinli ve katı tutumları, sevgi eksikliği, kardeşleriyle, komşu, arkadaş ve akraba çocuklarıyla sıklıkla kıyaslamaları çalma davranışına zemin hazırlayabilir. Ailenin ekonomik güçlükler nedeniyle çocuğun fiziksel ihtiyaçlarını giderememesi, anne-babanın paraya aşırı düşkünlüğü veya cimriliği, parayı çocuğa karşı bir tehdit aracı olarak kullanması gibi hatalı tutumlar da çalma davranışının ortaya çıkmasına neden olabilir. Kendi odası, kendi eşyası olmayan, çok kardeşli çocuklarda mülkiyet duygusu gelişmemekte, başkasına ait olan bir şeyi çalmakta sakınca görmemektedir.
ÇOCUK VE YALAN
- Çocuklar neden yalana baş vurur? Çocuğu yalan söyleyen anne babalar ne yapmalıdır?
- Çocuklar aslında yalanın ne olduğunu bilmez, yalan söylemeye gerek duymazlar. Çocuklar beş yaşına kadar zihinsel olarak henüz gerçek ile hayali birbirinden ayıracak olgunluğa ulaşmamıştır. Bu yüzden çocukların söylediği gerçek dışı sözleri ve uydurma hikayeleri yalan olarak değerlendirmek doğru değildir. Çocuklar yalanı büyüklerden öğrenirler. Sık yalan söyleyen çocukla anne baba arasında güven eksikliği var demektir.
Bir çocuk, yüksek not beklentisi olan ailesine düşük not aldığını söyleyemez. Sorulduğunda, azar işitmemek ve aşağılanmamak için aldığı notu daha yüksek söyler. Karnesinde düşük notlar üzerinde düzeltme yapan veya babasının yerine imza atan öğrenci sayısı az değildir. Çocuk yalan söylerken aslında bir özlemini, eksikliğini veya ihtiyacını dile getirmektedir. Babası hapiste olan bir çocuk, babasının Almanya’da çalıştığını söylüyordu. Arkadaşları babasının hapiste olduğunu öğrenmeleri durumunda onu dışlayabilir veya aşağılayabilirlerdi. Babasız bir çocuk da kendini babalı olarak tanıtabilir.
Otoriter ve mükemmeliyetçi anne babalar, çocukların yanlış yapmasını bir türlü kabul etmezler. Çocukları devamlı itirafa, özür dilemeye, bir daha yapmayacağına söz vermeye zorlanır. “Doğru söyle, sen mi yaptın?” diye köşeye sıkıştırılan bir çocuk, cezadan kurtulmak için, yalana sığınmaktan başka ne yapabilir?

- Çocuklarda tırnak yeme alışkanlığı nasıl gelişiyor? Tırnak yemenin önüne geçilebilir mi?
- “Tırnak yeme”, aslında tırnağı veya tırnak etini dişiyle koparma eylemi için kullanılan bir terimdir. Gerçek anlamda kopardığı tırnağı yiyen çocuk sayısı pek azdır. Tırnak yeme çocuklar arasında, özellikle ergenliği geçişte, çok sık görülen bir davranış bozukluğudur. Yüz çocuktan 35’inde, yüz ergenin ise 45’inde tırnak yeme görüldüğünü söylersek durumun ciddiyeti daha iyi anlaşılacaktır. Yetişkinlik döneminde tırnak yeme davranışını devam ettiren bir çok insan vardır. Çok önemli olduğu için üzerinde biraz durmak istiyorum. Tırnak yemeye zemin hazırlayan birçok sosyal ve psikolojik sebepler var: Bunlardan en önemlileri üzüntü ve sıkıntı, gerilim ve kaygı, öfke ve saldırganlık, korku ve endişe, kardeş kıskançlığı, değersizlik (aşağılık) ve güvensizlik duyguları, aile içi huzursuzluklar ve iletişim problemleridir.
Ayrıca çok sevdiği büyük annesini, dedesini, oyun arkadaşını veya köpeğini ölüm sebebiyle kaybeden çocuk üzüntüye kapılır ve can sıkıntısından tırnak yiyebilir. Aileden birinin hastalanması, babanın uzun süreli iş seyahatine çıkması, aileye yeni bir kardeşin katılması, çocuklar arasında ayırım yapılması, aşırı kuralcı ve baskıcı eğitim çocukta gerilim ve kaygı uyandırarak tırnak yemesine yol açabilir.
PROBLEM ORTAYA ÇIKARILMALI
Okulda arkadaşlarına, evde ailesine kendini doğru biçimde ifade edemeyen çocuk üzüntü ve sıkıntı duyar. Tırnak yiyerek sıkıntısını açığa vurur. Herhangi bir sebepten dolayı haksızlığa uğradığını düşünen bir çocuk haksızlığı yapan anneye, babaya veya öğretmene kızar, onlara karşı öfke duyar. Öfkesini açıkça dile getirme cesareti gösteremediği zaman tırnak yiyerek öfkesini kendine yöneltebilir.
Tırnak Yeme Davranışını Düzeltme ve Tedavi Yöntemlerine gelince: Üç-dört yaşlarına kadar ortaya çıkan tırnak yeme davranışlarında en etkili yöntem anne baba tarafından görmezlikten gelinmesidir. Daha sonra bu alışkanlık devam ederse, bir psikologun yardımı ile çocuğun uyumsuzluk sebepleri iyice araştırılıp ortaya çıkarılmalı ve çözüm getirilmelidir. Çocuğu azarlamak, korkutmak, ceza vermek gibi zorlayıcı yöntemlerin sonuç getirmediği, kimi zaman daha ağır duygusal problemlerin ortaya çıkmasına yol açtığı anne ve baba tarafından bilinmelidir.
Çocuklar korku, tehdit, kaygı, kıskançlık ve güvensizlik doğuracak durumlardan uzak tutulmalıdır. Bu itibarla küçük çocuklara şiddet içerikli korku filmleri izlemelerine izin verilmemelidir. Tırnak yiyen çocuklara geceleri yatarken hafif eldivenler giydirmek, gece tırnaklarını yemek veya ısırmak istediğinde hatırlatıcı olması bakımından yararlı olabilir. Bu yöntem ağır bir psikolojik sebebe dayanmayan, daha çok dikkat çekmek için baş vurulan durumlarda işe yaramaktadır. Aynı sebeple parmak ve tırnağa acı fakat zararsız bir sıvı sürülebilir. Bu hem hatırlatıcı ve hem de tırnağını ağzına götürdüğü zaman acı ile birleştiğinde terk etmeye yardımcı olabilir. Çocuk ilgi çekmek veya anne babasını kızdırmak için parmağını ağzına götürdüğü zaman görmezden gelinmeli, o mekan terk edilerek çocuk yalnız bırakılmalı, çocuğa hissettirmeden uzaktan gözlenmelidir. Eğer yalnız kaldığında tırnak yemekten vazgeçmiş ise, alışkanlığın sebebi kesinlikle dikkat çekmek içindir. Çocuk tırnak yemek için parmağını ağzına götürdüğünde ilgisini başka tarafa çekmek de işe yarayabilir. Ancak ilgi çekilen şey, tırnak yemekten daha çekici ve işe yarar olmalıdır.
Çocukları ara sıra başarılarından dolayı ödüllendirme bazı durumlarda yarar sağlayabilir. Ancak bunun kısıtlı ve uygun şekilde kullanılması gerekir. Aksi takdirde çocuk yeni ödüller almak için bunu kullanabilir. Kız çocuklarına düzgün kesilmiş bakımlı tırnakların onu daha güzel gösterdiğini söylemek, ağır psikolojik sıkıntılardan kaynaklanmayan durumlarda, işe yarayabilir.
Aslında en akılcı ve kalıcı çözüm, tırnak yemeye yol açan asıl problemi ortaya çıkarmak, çocuğun problemle yüzleşmesini sağlamak, bu davranışın çok kötü bir alışkanlık olmadığını, eğer isterse bırakabileceğini telkin ekmektir. Çocuk buna inandırıldığı zaman elinden gelen çabayı gösterecektir. Anne babalar bir psikologdan profesyonel yardım alacak olurlarsa çocukla birlikte tırnak yeme problemini daha kolay aşacaklardır.

- Çocuklarda zeka gelişimine olumlu ya da olumsuz etki eden unsurlar nelerdir? Zeka gelişimini nasıl test edebiliriz?
- Zeka gelişimi bebeklik, çocukluk, ergenlik ve yetişkinlik dönemlerinde önemli değişiklikler geçirerek devam eden bir süreçtir. Çocuğun 5 yaşından sonraki zeka gelişim süreci erişkin dönemler için önemli bir gösterge iken 5 yaşından öncesi erişkin dönem için kriter sayılmaz. Zeka seviyesi doğuştan gelen bir zihinsel kapasitedir. Zihinsel kapasite, zeka bölümü olarak adlandırılan iki kelimenin (Intelligence Quantient) baş harfleri olan IQ ile ifade edilir. Zeka ölçmek için değişik testler kullanılır. Bu testler ancak psikologlar tarafından uygulanıp değerlendirilebilir.
Doğuştan gelen zeka geriliğinin etkili bir tedavisi yoktur. Bir çocuğa zeka gerisi diyebilmemiz için IQ katsayısının 70’in altında olması gerekir. Bu rakam aşağıya doğru düştükçe zeka geriliği de artar. Hafif ve orta derecede zeka gerisi bir çocuğun özel eğitim ve terapi ile kendi ihtiyaçlarını yerine getirmesi ve topluma uyum göstermesi sağlanabilir.
Zeka geriliği nedenleri arasında % 40 payıyla en sık olarak kromozomlara bağlı anormallikler gelmektedir. Bunun yanında sebebi açıklanamayan zeka gerilikleri ve genetik nedenli zeka gerilikleri de vardır. Ayrıca doğum sırasındaki bazı travmalar ve doğumun uzun sürmesi gibi nedenlerin de payı oldukça fazladır.
Bazı çocuklarda özel öğrenme güçlüğü dediğimiz tedavisi mümkün bozukluklar vardır. Bunları zeka geriliği ile karıştırmamak gerekir. Çocuğun zekası normal veya normale yakın olduğu halde bazı zihinsel fonksiyonların yetersizliği sebebiyle öğrenmede zorluk ortaya çıkmaktadır. Bu öğrenme güçlükleri matematik öğrenme, yazma, okuma ve telaffuz bozukluklarıdır.
Bunların dışında anne babanın hatalı tutumundan kaynaklanan “öğretilmiş acizlik” dediğimiz başarısızlık durumu vardır. Anne baba devamlı çocuktan her şeyi mükemmel yapmasını istediği zaman, çocuk ne yapsa yaranamaz. Mutlaka her davranışında ve her işinde bir eksiklik bulurlar. O zaman çocuk şöyle düşünecektir: “Ben beceriksiz, işe yaramaz, aptalın biriyim.” Böyle düşünen bir çocuk daha iyi olmak için gayret göstermez. Zekasını kullanmaz ve yarıştan çekilir.
ÇOCUKTA KENDİNE GÜVEN
- Çocukta kendine güven nasıl geliştirilir?
- Ailede sevilen, adam yerine konan, fikri sorulan, yapabileceği küçük işler verilen bir çocuk kendisini değerli hissetmeye başlar. Kendisini değerli hissetmek, öz güven duygusunun temelidir. Öz güveni gelişmiş bir çocuk yanlış yapmaktan korkmaz. Karşılaştığı problemleri anne ve babanın yardımı olmadan çözmeye çalışır.

- Çocuğa harçlık verirken anne babalar nelere dikkat etmelidir? Harçlığın ölçüsü ne olmalıdır?
- Harçlık çocuğa parayı kontrol etme, harcamayı planlama alışkanlığı kazandırır. Harçlığın miktarı çocuğun okuldaki ve mahalledeki arkadaş grubuna göre ayarlanmalıdır. Verdiğimiz harçlık arkadaşlarının harçlığından daha az ve daha fazla olmamalıdır. Arkadaşlarından daha az veya hiç harçlık almayan bir çocuk, kendisini arkadaşlarının yanında eksik ve aşağı hisseder. Arkadaşlarından fazla harçlık alan bir çocuk büyüklük kompleksine kapılır, para ile arkadaşlarını etkileme yoluna girebilir.
Harçlığı ilköğretim sıralarında günlük, lise yıllarında haftalık, üniversitede aylık olarak verebiliriz.

- Hiperaktif çocuğun belirtileri nelerdir? Her aşırı hareketli çocuk hiperaktif midir? Hangi durumlarda bir uzmandan yardım almamız gerekir?
- Çocukların hareketli olması gayet normaldir. Saatlerce top oynadıkları ve koşturdukları halde, yüksek enerjilerinden dolayı yorulmak nedir bilmezler. Hiperaktivite olarak değerlendirdiğimiz aşırı hareketlilik, oyun sırasındaki hareketlilikten farklı bir şeydir. Hipeaktif çocuk sadece oyun sırasında değil, her durumda hareketlidir, yerinde duramaz. Hiperaktiviteye genellikle dikkat eksikliği de eşlik eder. Aşırı hareketli çocuklar uzun süre dikkatlerini yoğun tutamazlar. Dikkat sınırı 15 dakikayı aşmaz.
Anne baba çocuğun hiperaktif olduğunu ancak okula başladıktan sonra öğrenir. Hiperaktif çocuk sandalyede uzun süre oturamaz, canı sıkılır, kımıldanır, kalkar, oturur, çantasıyla, kalemiyle oynar. Konuyla ilgisi olmayan sorular sorar. Davranışlarıyla öğretmenin ve arkadaşlarının dikkatini üzerine çekerek dersin havasını bozar. Dikkat eksikliğinden dolayı yazısı dağınık ve kötüdür. Okuduğunu uzun süre aklında tutamaz. Paragrafın sonuna geldiğinde başını unutur. Tekrar okumak zorunda kalır. Dikkat eksikliği olan çocuğa sınavlarda verilen normal süre yetmez, bu yüzden başarısız duruma düşer. Unutkandır. Sık sık eşyalarını kaybeder.
Hiperaktiviteye beyin kimyasındaki bir farklılık sebep olduğundan, aşırı hareketlilik çocuğun elinde olmayan bir şeydir. Anne baba veya öğretmen çocuğu uslu durmaya zorlar, başka çocuklarla kıyaslar, yerinde duramadığı için cezalandırırsa çocukta suçluluk duygusu gelişir, öz güvenini kaybeder. Hiperaktif çocuğu olan anne babalar bir çocuk psikiyatrı ile görüşmeli, ilaç tedavisi ile birlikte dikkat süresini artırmak için nasıl davranmaları gerektiğini öğrenmelidir.
TUVALET EĞİTİMİ
- Anneler tuvalet eğitimine ne zaman başlamalıdır? Tuvalet eğitimi veren anneler, çocukla çatışma yaşamamak için nelere dikkat etmeli?

- Tuvalet eğitimi için gerekli olan fiziksel ve zihinsel olgunluk her çocukta farklı zamanlarda kazanılır. Genellikle 1.5 yaşından sonra başlamak daha uygundur.
Çocuk 1.5 yaşına geldiğinde idrarını 3 saat kadar tutabilir. Bu yaşlarda idrar yaptıktan sonra, 2.5-3 saat aralarla oturağa oturtularak tuvalet eğitimine başlanabilir. Çocukların ekserisi 2-3 yaşlarında, gündüzleri idrar kontrolünü sağlamış olurlar. İdrar kontrolünün geceleri de sağlanması bazen 5 yaşını bulur.
Çocuk 1-1.5 yaşına geldiğinde, hangi saatlerde kaka yaptığına dikkat edilerek, o saatlerde tuvalete tutularak tuvalet eğitimine başlanır. Çocuk tuvaletini yapmak istemezse, ısrar etmemek gerekir.
Çocuğun tuvalete veya lazımlığa oturtulması, idrar veya dışkı yapmasının beklendiği saatlerde olmalıdır. Çocuk tuvalete götürülürken “çiş” , “kaka” gibi kelimeler söylenerek şartlandırılır, idrar ve dışkı yapmaya zihnen hazırlanmış olur.
Başarılı oluyorsa, çocuk desteklenmeli, eğer tuvalet alışkanlığını kazanamıyor veya eğitimi reddediyorsa onu cezalandırmak, korkutmak, ayıplamak, kızmak, küsmek doğru değildir. Sabırlı olmalı, sözden anlayacağı ve tuvalet eğitimine kendi isteği ile cevap vereceği zamana kadar beklemelidir.

- Anne babalar ve aile büyükleri çocuklara oyuncak alırken nelere dikkat etmeli?

- Uzaktan kumandalı, kurmalı, motorlu pahalı oyuncaklara gerek yoktur. Çocuğun bunlardan öğreneceği fazla bir şey yoktur. El yapımı, yap boz türü, dayanıklı oyuncaklar daha faydalıdır. Çocuk bunları oynarken hayalini de katar. Basit bir tahta parçasını kılıç yapar, at yapar, tüfek yapar. Oyuncak alırken çocuğun cinsiyetine ve yaşına uygun olmasına dikkat edilmeli. Kız çocukları bebekle, mutfak setleriyle oynamayı tercih ederken, erkek çocukları yarış arabalarıyla, silahlarla oynamayı tercih ederler.
Çocuk odasını oyuncaklarla doldurmak doğru değildir. Çocuk onlarca oyuncak arasında hangisiyle oynayacağını şaşırır. Oyuncağı ile duygusal iletişim kuramaz. Oyuncakların kıymetini bilemez. Oyuncakları belli zaman aralıklarında, birer birer almalı, bir oyuncağı ile yeterli süre oynadıktan ve onun hakkını verdikten sonra başka bir oyuncak almalıdır. Böylece çocuk yeni bir oyuncağa kavuşmanın sevincini yaşamalıdır.
ÇOCUK VE PAYLAŞMA
- Paylaşmayı çocuğumuza nasıl öğretebiliriz?
- Paylaşma insan olmanın, birlikte yaşamanın, dostluğun, akraba olmanın ve arkadaşlığın bir gereğidir. Çocuk beş yaşına kadar ben merkezci (egosantrik) bir kişiliğe sahiptir, paylaşmayı bilmez. Kendisini dünyanın merkezinde görür. Herkes ve her şey ona hizmet etmek için vardır. Yürümeye ve konuşmaya başladıktan sonra yavaş yavaş paylaşmaya teşvik etmeli, bazı şeylerimizi onunla paylaşmalı, ondan da bizimle paylaşmasını istemeliyiz.
Bazı anne ve babalar görüyoruz, çocuklarına paylaşmamayı telkin ediyorlar. Anne çocuğun çantasına beslenme koyup okula gönderirken: “Sakın kimseye verme, kendin ye!” diye tembihliyorlar. Paylaşmayı bilmeyen çocuk yardım etmeyi de öğrenemez.

- Sosyal, girişken, öz güveni yüksek bir çocuk yetiştirmenin yolları nedir?
- Bu saydığınız özellikler ailede yaşanarak kazanılır. Anne baba çocuğunu sever, korur, duygularını açıklamasına izin verir, sevincini ve acısını paylaşır, ona değer verirse; çocukta öz güven duygusu gelişir. Kendine ve başkalarına güvenmeyi öğrenir. Küçük yaştan itibaren çocuğa, anne babanın yardımına ihtiyaç duymadan, kendi ihtiyaçlarını yerine getirmesi için fırsat vermeli, teşvik etmeli ve desteklenmelidir. Kendi ihtiyaçlarını yerine getirmeyi öğrenen çocukta bağımsız kişilik özellikleri gelişir. Yeni girişimlerde bulunmaktan ve sorumluluk almaktan kaçmaz.

- Ceza ve ödül verirken nelere dikkat edilmeli?
- Ceza ve ödül birer disiplin aracıdır. Ceza derken çoğu anne babalar dayak atmayı anlıyorlar. Dayak en kötü eğitim aracıdır. Dayağın amacı nedir? Çocuğu kötü bir davranışından dolayı cezalandırmak mı? Bu davranışını onaylamadığımızı göstermek mi? Bir daha aynı davranışta bulunmaması için bir ikaz mı? Bu amaçları dayaksız araçlarla da sağlayabiliriz. Beğenmediğimiz bir davranışını onaylamadığımızı sözel olarak ifade edebiliriz. Mesela: “Bu davranışı sana yakıştıramadım. Bu davranışın beni çok üzdü,” diyebiliriz. Sözlerin tesirsiz kaldığı durumlarda onu bir süre sevdiği bir şeyden mahrum bırakabiliriz. Mesela, o gün sokağa çıkmasını yasaklayabiliriz.
Cezanın disiplindeki işlevi caydırıcılıktır. Ödülün işlevi de özendiriciliktir. Cezanın ve ödülün sınırları belli olmalı, dozunda kullanılmalıdır. Ödülün dozunu kaçırdığımız zaman çocuk her yaptığı doğru davranışın arkasından ödül bekler hale gelir. Ödülsüz, çıkarsız bir iş yapmaz. Doğru bir iş ve davranıştan alınan manevi zevk onun ödülü olmalıdır.

- Uyku alışkanlığı kazandırmada ve uykuya yatma zamanını ayarlamada nelere dikkat etmemiz gerekiyor?
- Çocukları bebekliğinden itibaren kendi odasında yatmaya alıştırmalıyız. Anne baba ile aynı odayı hatta aynı yatağı paylaşmaya alışmış çocuklar kendi odalarında yalnız yatmaya alışamazlar. Sağlıklı cinsel kimlik ve ahlak gelişimi için çocukları yatak odamızda yatırmamalıyız. Baştan itibaren kendi odasında yatmaya alışan bir çocuk, uykuya gitmekte zorlanır veya nazlanırsa bir bardak ılık süt, kısa bir masal anlatımı uykuya gitmesini kolaylaştırabilir.

- Çocuğun anne babaya olan güvenini olumlu ve olumsuz yönde etkileyen faktörler nelerdir?
- Çocuğun anne babaya olan güveni 0-3 yaş arasında oluşuyor. Yeni doğan bir bebekte “anneden ayrılma anksiyetesi” dediğimiz bir tedirginlik vardır. Ana rahminden koptuğu için kendisini yalnız ve terkedilmiş hisseder. Ancak anne ve baba tarafından sevilip korundukça, ihtiyaçları yerine getirildikçe, yeni geldiği dünyanın pek o kadar da korkulacak bir yer olmadığını, yalnız olmadığını, kendisini koruyup kollayan ve seven bir anne ve babası olduğunu anlamaya başlar. Anksiyetenin yerini güven duygusu alır. Anne babadan yeterli sevgi ve koruma göremeyen, baskı ve dayakla büyüyen çocuklar anne babalarına güvenmezler. Bir an önce evden kaçıp bu baskıcı hayattan kurtulmak isterler. Köprü altı çocukları veya tinerci dediğimiz bu çocuklar, sokağın kötü şartlarına ve tehlikesine rağmen anne babalarına geri dönmek istemezler. Diğer taraftan bakıcı elinde, kreşlerde ve kimsesizler yurdunda büyüyen çocuklarda anne babaya karşı güven duygusu zayıftı

Hiç yorum yok: