Ali Çankırılı İle Okul ve Öğrenci Üzerine Bir Söyleşi
Akın DİNDAR
1- Soru: Yaz tatili bitiminde aileler çocuklarını tekrar okula derslere motive etmeleri için tavsiye ve önerileriniz nelerdir?
1- Cevap: Aileler, çocuklarını okula ve derslere motive edebilmek için okulun kendisine kazandıracağı üstünlüklerden ve özelliklerden bahsetmeli; çocuğun tanıdığı, özendiği ve saygı duyduğu başarılı insan örnekleriyle pekiştirmelidir.
2- Soru: Okula yeni başlayacak, anne ve babadan ilk kez ayrı zaman geçirecek, çocuklara aileler nasıl yardımcı olmalıdırlar?
2- Cevap: Çocuğun okula kolay alışması aileden aldığı eğitimle doğrudan ilgilidir. Bunu üç örnekle açıklayalım: Örnek 1: Eğer aile çocuğun her istediğini yerine getirmiş, her işinde yardımcı olmuş, onu kendine bağımlı hale getirmiş ise çocuk okulda yalnız kalmaktan korkacak; annesinin eteğinden tutup bırakmayacak “sen de benimle kal” diyecektir. Bu çocuğun okula alışması ve öz güven kazanması çok zordur. Örnek 2: Eğer ailede ve komşularda kendisinde okula gitme özentisi uyandıracak okula giden bir çocuk yoksa, okula yeni başlayan çocukta bir çekingenlik ve korku olacaktır ki bu normaldir. Annenin birkaç gün kendisiyle oturması ve ona moral vermesi yeterli olacaktır. Öğretmenini sevdikten ve birkaç arkadaş edindikten sonra annenin kendisiyle oturmasına gerek kalmayacaktır. Örnek 3: Ailede adam yerine konan, kurallara uymaya alışmış, sorumluluk duygusu kazanmış, öz güveni yüksek, kendi ihtiyaçlarını yerine getirebilen bağımsız bir çocuk okula alışmada zorluk yaşamayacaktır. Daha ilk günden annesi ile birlikte oturmaya gerek duymayacak, “anne sen gidebilirsin” diyecektir.
Anne babalar çocuğa önceden okul hakkında “Okula gidince uslanırsın! Okula başlasan da senden kurtulsam! Okul seni adam eder!” gibi olumsuz imaj kazandıracak söz ve davranışlardan kaçmaları gerekir.
3- Soru: Çocuğumu özel okula gönderecek imkanlarımız yok, acaba çocuğumu geleceğe nasıl hazırlamalıyım,bu şartlarda başarılı olması mümkün mü?
3- Cevap: Tanıdığınız, güvendiğiniz, ekonomik gücünüzün yeteceği, çocuğunuza hem ahlak hem bilgi ve başarı kazandıracağına inandığınız bir özel okula göndermek elbette güzel bir şeydir. Ancak özel okullarda görev yapan öğretmenlerle, devlet okullarında görev yapan öğretmenlerin aynı fakültelerden mezun olduklarını, aynı eğitimi aldıklarını unutmayalım. Özel okullar reklamlarla üstünlüklerini ve başarılarını abartır, öğrenci velilerini ikna etmeye çalışırlar. Eğer bir devlet okulunda eğitimi ciddiye alan idareciler, işini seven öğretmenler varsa, özel okul kadar başarılı olabilir. Çocuğun başarısında okul kadar ailenin de payı vardır. Eğer bir çocuk özel okula gittiği halde aile sevgisinden, ilgisinden ve takibinden mahrum ise başarılı olamaz. Diğer taraftan ailesi tarafından sevilen, değer verilen, ihtiyaçları yerine getirilen bir çocuk devlet okulunda başarılı olabilir. Çocuğuyla karşılıklı sevgi ve saygıya dayalı sıcak ilişkisi ve diyalogu olan bir aile onu özel okula veremedim diye üzülmesin. Bu çocuk devlet okulunda da pek âlâ başarılı olabilir.
4- Soru: Çocuğuma harçlık verirken nelere dikkat etmeliyim, onu nasıl yönlendirmeliyim?
4- Cevap: Verilecek harçlığın miktarı ve veriliş şekli çocuğun yaşına ve ailenin ekonomik durumuna göre değişir. Vereceğiniz harçlık arkadaşlarına ailelerinin verdiği harçlıktan fazla ve eksik olmamalıdır. Böylece çocuk ne çok para harcadığı için büyüklük kompleksine ne de arkadaşları kadar parası olmadığı için aşağılık duygusuna kapılacaktır. İlkokula giden bir çocuk henüz parayı kontrol etmeyi, uzun vadeli planlar yapmayı bilemediğinden cep harçlığı günlük, orta okul ve lisede ise haftalık verilmelidir. Lise son sınıflarda ve üniversitede okuyan öğrencilere harçlık aylık olarak verilebilir. Harçlığın miktarını ve verilen paranın hangi harcamaları kapsadığını birlikte kararlaştırmak, böylece parayı kontrol etmeyi öğrenmesine fırsat vermek gerekir.
5- Soru: Okul ve ev arasında geçecek alışma sürecinde çocuğuma nasıl yardımcı olabilirim?
5- Cevap: Çocuk okula başladığı andan itibaren yardım istemedikçe yardıma kalkışmamalı, hele tepesine dikilip ödev yaptırmamalıyız. Çoğu anne babalar çocuk adına sorumluluk almakta, derslerini ve ödevlerini takip etmekte; çocuk ders çalışmadığı veya ödevini yapmadığı zaman onun yerine endişe etmekte ve üzülmektedir. Anne baba çocuk adına sorumluluk aldığı zaman çocukta sorumluluk duygusu gelişemez. Ders çalışmayı ve ödev yapmayı sevmeyen, anne baba zoruyla ders çalışan çocuklar, genellikle çocuk adına sorumluluk yüklenen ailelerin çocuklarıdır.
6- Soru: Okul kantinlerinde satılan ürünler konusunda çocuğumu nasıl yönlendirmeliyim ki, zararlı gıdalardan uzak durabilsin?
6- Cevap: Bir öğrencinin okul kantininden yiyecek bir şey alırken seçici davranması aileden aldığı beslenme alışkanlığı ile ilgilidir. Eğer çocuk ailede birlikte sofraya oturma, temel gıdalarla beslenme alışkanlığı kazanmış ise; yemekten sonra tatlı yiyebilme, meyve suyu içebilme imkanına sahipse; böylece yemekler arasında abur cubur yeme ihtiyacı duymayacaktır. Ailede kurallara uymayı, sorumluluk almayı, duygularını kontrol etmeyi öğrenen, öz güven sahibi bir çocuk kantinde içinde ne olduğunu bilmediği hamburgerleri, kolalı içecekleri, boyalı suları ve şekerlemeleri satın alıp yemeyecektir.
7- Soru: Çocuğum okula başladığında acaba huyu değişecek mi, farklı kültürden ailelerin çocuklarıyla bir ortamı paylaşacak , kontrolü nasıl sağlamalıyım?
7- Cevap: Çocuk okula başlamadan önce sosyalleşmeyi arkadaş çevresinden öğrenir. Her çocuk inanç ve kültürel yönden kendi ailesine denk ailelerin çocuklarıyla arkadaşlık kurmuş, onlarla oyun oynamayı, paylaşmayı, iş birliği yapmayı öğrenmiş ise okula uyumu kolay olacaktır. Okulda arkadaş seçerken yine ailesinden aldığı eğitime denk, kendi huyunda çocukları tercih edecektir. Ailede sevilen, değer verilen, adam yerine konan, iyi terbiye alan hiçbir çocuk kötü arkadaş seçmez, kötü arkadaşın kurbanı olmaz. “Çocuğum kötü arkadaşların kurbanı oldu” diyen anne babalar suçluluk duygusundan kurtulmak için böyle söylemektedir.
8- Soru: Kitap okuma alışkanlığı kazandırmak için tavsiye ve önerileriniz nelerdir?
8- Cevap: Evinde kitaplığı olmayan, kitap okumayan, evine gazete ve dergi girmeyen ailelere hiçbir tavsiyem olamaz. Ders kitabından başka kitap görmemiş bir çocuğa okuma alışkanlığı kazandırmak çok zordur.
Eğer bir ailede anne baba ve aile büyükleri kitap okuyorsa, eve her ay birkaç dergi ve her gün gazete giriyorsa, anne ve baba çocuğu uykuya yatırırken baş ucunda masal ve hikaye okumuş ise; bu ailede yetişen çocuklara okuma alışkanlığı kazandırmak çok kolaydır.
9- Soru: Eve geldiğinde anne ben okula gitmek istemiyorum vs gibi isteksiz ve sürekli mazeret bildiren çocuğuma nasıl davranmalıyım?
9- Cevap: Çocuğun okula gitmek istemeyişinin birçok sebebi olabilir. Eğer çocuğa evde duygularını açıkça ifade etme fırsatı veriliyor; duygularını açıklarken kınanmaktan, ayıplanmaktan ve cezalandırılmaktan korkmuyor ise; neden okula gitmek istemediğini çekinmeden söyleyecektir. Okuldan korkmanın veya okulu sevmemenin sebebi belli ise, çözümü kolaydır. Baskıcı ve katı disiplinli ailelerde çocuk duygularını açıkça ifade edemez. Böyle bir ailede yetişen çocuk duygularını bastırmayı, olayları saklamayı, yalancılığı ve iki yüzlülüğü öğrenir. Okula gitmek istemediğini açıkça söyleyemez. Hastalık bahanesine sığınır; karnı veya başı ağrıdığını söyler.
Okula gitmek istemeyen çocuk, bunun sebebini tam olarak ifade edemiyor ise, bir sebepten başka bir sebebe atlıyor ise; çocuğun sınıf öğretmeninden ve okulun psikolojik danışmanından yardım istenmelidir.
10- Soru: Planlı programlı ders çalışması için nasıl yönlendirme yapabiliriz?
10- Cevap: Soruda ifade ettiğiniz gibi, başarı çok çalışarak değil, planlı çalışarak elde edilir. Çocukla birlikte, ona seçme hakkı tanıyarak, günlük planlar yapılabilir. Planda okul dönüşü ne zaman, ne kadar süre ile ders çalışacağı, ne zaman ve ne kadar süre ile sokağa çıkacağı, ne kadar süre ile hangi televizyon programlarını izleyeceği, ne kadar süre ile bilgisayar kullanacağı açıkça belli edilmelidir. Planda katı sınırlar koymamalı, beklenmeyen olaylar ve işler çıktığında çocuk planda değişiklik yapabilmelidir.
11- Soru: Öğretmen, aile, çocuk üçgeninde kurulacak diyalog nasıl olmalıdır? Ailelere tavsiye ve önerileriniz nelerdir?
11- Cevap: Ülkemizde, maalesef, sözünü ettiğiniz üçgenin bir ayağı olan “aile” hep eksik kalmaktadır. Aileyi tanımadan çocuğu tanıyamazsınız. Aile okulla yeterince işbirliği yapmayınca öğretmen ve idareciler çocuğun ders ve disiplin konusunda yaşadığı sıkıntıları ve problemleri çözmede zorlanıyorlar. Aile okulla işbirliği yaptığında çocuğun sadece ders konusunda değil, aile içindeki problemlerini de çözebilirler. Bugün artık sadece özel okullarda değil her devlet okulunda bile öğrenciye ve aileye yardımcı olacak bir rehber ve psikolojik danışman görev yapmaktadır. Aileler çocuğunu iyi bir okula yazdırmakla ve masraflarını karşılamakla görevini yaptığını zannediyor. Aile okulla diyalog ve işbirliği içinde olmadığı zaman, öğrenci bazen tamiri imkansız, ömür boyu sürecek travmalar yaşayabilmektedir.
30 Mart 2008 Pazar
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder